Ergenlik Dönemi

Ergenlik Dönemi

Her gün uykuya saatinde yatan saatinde kalkan çocuğunuz birden geç saatlere kadar oturmaya, sabahları kalkmakta zorlanmaya mı başladı?

Artık ev ödevlerini yapmak istemiyor mu?

Evdeki rutinleri yapması için sürekli hatırlatmaya ihtiyaç mı duymaya başladı?

Yemek yemek artık bir sorun haline mi dönüştü?

Birlikte geçirilen zamanlar, oynanan oyunlar, anne/ baba sen de benimle yat yerini ben odamdayım/ kapımı kapatır mısın mı almaya başladı?

Cep telefonunuz veya bilgisayarınız ele geçirildi ve saatlerce geri alamiyor musunuz?

Çocuğunuza sarılmak, öpmek birden çocuğunuz tarafından itici bir davranış olarak mı görülmeye başlandı?

Evde size karşı giderek artan oflamalar puflamalar, göz devirmeler mi var?

Okuldan akademik veya davranış anlamında daha çok uyarı telefonu mu alır oldunuz?

Okul nasıldı sorusunun cevabı iyiden öteye hiç gitmiyor mu artık?

Yukarıda yazılanların birden fazlasına evet işte aynen böyle dediğinizi duyar gibiyim. Ergenlik dönemini kendi ergenlik dönemleriyle kıyaslayan anne babalar erken yaşta çocuklarında gelişen davranış değişikliklerini anlamlandıramamakta ve benim çocuğuma neler oluyor diyerek okul rehber öğretmenlerinin veya okul dışı uzmanların kapısını çalmaktadırlar.

Peki neler oluyor bizim çocuklarımıza?

Öncelikle ergenlik dönemini çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine geçiş aralığı olarak tanımlayabiliriz. Bu şekilde tanımladığımızda adı üstünde bir değişim gelişim sürecinden bahsetmekteyiz. O nedenle de karşınızdaki çocuğun değişen halini bazen tanıyamıyor olmak çok da şaşırtıcı bir süreç değil aslında.

Günümüzde ergenliğin başlama yaşı kızlar için 9-11 erkekler için ise 11-12 olarak kabul edilebilir. Genel olarak kızlar erkeklerden daha erken yaşta ergenliğe girebilirler. Genel bilinenin aksine ergenliğin ilk belirtisi kızlar için regl görme, erkekler içinse ilk ereksiyonun yaşanması değil. Kızlar ve erkekler için ilk ergenlik belirtisini koltuk altı ve genital bölgelerdeki kıllanmalar olarak kabul edebiliriz. Bunu takip eden fiziksel değişimler kızlarda; bedende tüylenme ve kıllanmaların artması, memelerde tomurcuklanma, bel-kalça oyuntusunun çıkması gibi sıralanabilirken erkeklerde de bedende kıllanmanın artması, seste çatallaşma başlaması, kolların-bacakların uzaması, ayakların büyümesi gibi sıralanabilir. Belirtilerin her birinin her ergende olması veya zamanlamasının aynı olması gerekli değildir. Örneğin bazı ergenlerde ciltte yağlanma, sivilce, siyah nokta fazlaca görülürken bir diğerinde hiç görülmeyebilir.

Fiziksel belirtilerin yanı sıra değişime uğrayan, hem ergen, hem de anne babayı asıl yoran, ruhsal ve sosyal alanda olan değişikliklerdir.

Ruhsal değişiklikleri sıralamamız gerekirse;

-          Duygusal durumda ani çalkalanmalar; çok mutluyken aniden sinirlenebilmesi,

-          İçine kapanma, ani öfke patlamaları, hoşnutsuzlukta artış,

-          Organizasyon ve planlama becerilerinde eskiye göre zorlanmalar,

-          Akademik olarak iniş çıkışlar,

-          Arkadaş çevresine özenme, ilgi , özdeşimin artması, onlar gibi giyinme, gittikleri yerlere gitme, onlarla zaman geçirme isteğinde artış,

-          Kılık kıyafet tercihlerinde değişimler, bazen belirli marka takıntılarının görülmesi,

-          Kendine yönelik acımasız tutum,

-          Etrafa yönelik acımasız bir tutum,

-          Hiç bir şeyden hoşnut olmama, sahip olunanlarla ilgili azımsama göstermesi,

-          Aidiyet duygusunda artış, bir şeye bir gruba ait olma isteğinde artış,

-          Kurallara karşı isyan, hak-haksızlık kavramlarına aşırı bir hassasiyet geliştirilme,

-          Karşı cinse yönelik ilgide artış, beğenilme ve kabul edilme isteği,

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş yapan ergenlerde bu dönem kendi iç dünyasını keşfetme, sınırlarını test etme, kendini bulma dönemidir. Ergenler bizzat kendileri bu çalkantı içerisinde zorlandıkları için de aile içi ilişkilerde de bu zorlanmışlığın etkilerinin görülmesi olağandır. Onlar kendileri bile kendi duyugularının iniş çıkışlarına anlam veremezler. Bazen neden sinirli olduklarını bilmezler ama her şey kötü gidiyordur, keza bazen sebepsiz bir mutluluk içerisinde aşırı heyecanlı ve enerjik hissedebilirler. Size karşı olan tutumları da bu duygularla paralel bir şekilde sık değişkenlik gösterebilir.

Onlar için asıl önemli olan olaylar sosyal ilişkilerinde olup bitenlerdir. Siz matematik sınavı için çalışmasını beklerken, nasıl geleceğini düşünmeden hareket edebildiğini merak ederken o sadece bugünkü teneffüste arkadaşlarının neden onu almadan gittikleri meselesine takılmış olabiğlir. Veya bir ay sonra yapılacak olan okul gezisinde çantasına neler koyacağını düşünmek onun için tüm sınavlardan daha öncelikli bir konu olabilir. Çünkü sizin ve onun öncelikleri bu dönemde farklılık gösterebilir. Bu çocuğunuzun hiç bir şeye önem vermiyor olması, ciddiyetsiz olması demek değil sadece önceliklerinin sizinkisiyle uyuşmuyor olması anlamına gelmektedir.

Ergen kendini bulmak ister, kimliğini keşfeder, sınırlarını dener, isteklerini, beğenilerini önce grup dinamikleriyle eşleştirir, onlara benzemek ister sonra ise deneme yanılma yoluyla kendi benliğini ve isteklerini keşfeder. Yetişkinliğe adım atmadan önceki bu çalkantılı süreç her ergende yaşanması zorunlu olmayan ama yaşanabilen oldukça normal bir gelişim evresidir. Ailelerin bu dönemin normal bir süreç olduğunu bilmesi, olabildiğince sakin ve tutarlı bir tavırla çocuklarına bu dönemde rehberlik ediyor olmaları önemlidir. Çocuklarıyla duyguları üzerinden sohbet etmek, onun duygu iniş çıkışlarına sakinlikle rol model olmak, kurallarda esnetmeler yapabilmek fakat belirli sınırlar çerçevesinde kalmak, çocuğun alanına girmemek, istediği alanı ve bireyselliği ona verebiliyor olmak, sürekli nasihat veren değil dinleyen olduğunu gösterir olmak ailelerin bu dönemde yapması gerekenlerin başında gelir.

Eğer duygusal iniş çıkışlarda çocuğunuzun çok uçlarda olduğunu düşünüyorsanız

İçe kapanmalar, öfke nöbetlerinin ciddiyet ve sıklığı fazlaca arttıysa

Çocuğunuzun sürekli mutsuz olduğunu gözlemliyorsanız

Yemeden içmeden kesilme veya aksine fazlaca yeme davranışı gözlemliyorsanız

Derslerde ilgi kaybı, akademik başarıda fazlaca ve süregelen bir düşüş varsa

Kendine zarar verdiğini düşündürten hareketler hissediyorsanız

Yukarıdaki gibi durumlar gözlemlendiğinde okulunuzun rehberlik bölümünden veya dışarıda bir uzmandan destek alarak çocuğunuzun süreci ile ilgili destek almanız süreci daha olumluya çevirmeniz açısından yararlı olacaktır. 


Uzm. Psk. Şebnem YAPARELLER BAROKAS