Menopoz Kabus mu, Konfor mu?

Menopoz Kabus mu, Konfor mu?

Menopoz kelimesinin kökeni Yunanca menos(ay) ve pausos(son) sözcüklerine dayanmaktadır. Menstrüasyonun (Adet kanamasının) sona ermesi anlamına gelmektedir. Menopoz sadece biyolojik olayların değil, daha geniş çapta yaşamla ilgili köklü değişimlerin meydana geldiği bir dönem olarak ele alınmayı gerektirir.

Menopoz bir hastalık değildir. Yaşamın doğal süreçlerinden biridir. Kadın yaşamında normal bir evre olan menopoz dönemi, çoğu zaman kadınlar için farklı anlamlar ifade eder. Kimi kadınlar bu dönemi bedensel işlevi yitirme gibi görürlerken, kimileri de her ay yaşanan kanamaların sonlanmasından memnuniyet duyarlar. Doğurganlığın sona erdiğine işaret eden bu dönemde kadın yetersizlik ve işe yaramama duygusu yaşayarak çeşitli ruhsal sorunlara açık hale gelebilir. Menopoza bağlı olarak ortaya çıkabilen değişiklikler kişinin kendisini güzel bulmamasına yol açabilmektedir. Hatta “yaşlandım, çirkinleştim” düşüncesini ortaya çıkarabilmektedir. Aynı zamanda çocukların büyüyerek okul, evlilik veya iş gibi sebeplerden dolayı evden ayrılmaları ya da kadınların eğer çalışıyorlarsa bu yaşlarda emekli olmaları çoğu zaman menopoz yaşlarına denk gelmektedir. Bu durum, kadının yaşadığı işe yaramazlık, değersizlik duygularını daha da arttırabilmektedir. Oysa yaşam devam ediyor ve kadın yaşamın doğal bir sürecinden geçmektedir.

Menopoz döneminin algılanma şeklinin negatif veya pozitif olması kişisel ve toplumsal yargılara göre değişir. Menopoz öncesinde kişide toplumsal ve mesleki doyum, ayrıca hobileri varsa, özgüveni yüksekse sorun çıkmaz. Diğer taraftan kolay zedelenebilen özgüvene sahipse, çevresiyle, yakınlarıyla ve eşiyle ilişkileri kötüyse menopozla birlikte değersizlik ve ümitsizlik/karamsarlık düşünceleri yoğunlaşır. İşte bu işe yaramazlık duygusu süreç içerisinde ruhsal çöküntüye uygun ortam hazırlar. Oysa kaybedilen doğurganlık özelliğinin yerine sanatsal, sosyal ve mesleki alanda yapılan çalışmalar konulabilir.

Toplumda menopoz algısı nasıldır?

Batı toplumlarında, doğurganlık, gençlik ve güzelliğe verilen önem menopozun kadınlar tarafından bir kayıp gibi algılanmasına neden olmaktadır. Bu durum ise bu dönemi daha zor hale getirebilmektedir. Geleneksel toplumlar da ise yaş ile birlikte kadının toplumdaki statüsü yükselir, ailede ve toplumda daha fazla söz hakkı kazanır. Bu durum kadına bir güç verir. Bu toplumlarda menopoza uyum sağlamak daha kolaydır. Diğer taraftan kişi yaş aldıkça ve eğitim düzeyi arttıkça menopoza ilişkin tutumları daha olumlu hale geliyor. Ayrıca eğitim düzeyinin artmasıyla birlikte kişinin psikolojik sıkıntıları ile başa çıkma becerisi de artar. Dolayısıyla bu döneme ilişkin daha olumlu bir bakış açısı gelişir, bu durum, menopoz sırasında yaşanan fizyolojik belirtilerin daha az hissedilmesine neden olur. Sonuç olarak, menopozun evrensel bir yaşantı olmasına rağmen, algılanmasında, kişinin bireysel farklılıklarının yanı sıra, yaşadığı çağın ve kültürün de etkisi vardır.

Menopoz nedir?

Menopoz, kadınlarda yumurtlamanın bitmesi ile adet kanamasının sona ermesi durumudur. Kadınların çoğu 45-55 yaşları arasında menopoz dönemine girerler. Bununla birlikte menopoza girme yaşını etkileyen bazı faktörler vardır. Bunlar;

·         Sigara Kullanımı: Sigara içen kadınlar içmeyen kadınlara oranla 1,5-2 yıl daha erken menopoza girerler.

·         Kilo: Kilolu kadınlar, zayıf olanlara göre nispeten daha geç menopoza girebilirler.

·         Genetik: Anneler ve kızları genellikle aynı yaşlarda menopoza girerler.

Menopoz yaşını etkileyen faktörlerin yanı sıra kadınların çok küçük bir kısmı, “prematüre menopoz” denilen ve adet kanamalarının 40’lı yaşlardan önce kesildiği durumu yaşarlar.

Menopozun belirtileri nelerdir?

Ortalama menopoz yaşı 51 olsa da birçok kadın 45 yaşından itibaren regl düzeninde bir takım değişiklikler yaşayabilirler. Örneğin; menopoz dönemine yaklaşırken aldıkları ilk sinyallerden biri adet dönemlerinin seyrinde ve şiddetinde görülen değişiklikler gibi. Bununla birlikte en sık görülen belirtiler;

·         Ateş basması                                                

·         Gece terlemesi

·         Yorgunluk

·         Uyku düzeninde değişiklik

·         Konsantrasyon eksikliği

·         Hafıza zayıflığı

·         Duygusal rahatsızlıklar

·         Vajinal kuruluk

·         Libidonun azalması

Bütün yukarıda saydığım belirtiler arasında da en çok sıkıntı veren belirtiler; ateş basması, gece terlemesi ve yorgunluk olarak ifade edilmektedir. Sonuç olarak; yukarıda saydığım belirtiler çok genel olarak sayabileceğimiz şeylerdir. Çünkü her kadının menopoz deneyimi birbirinden çok farklıdır. Bu deneyimler sosyal ve kültürel faktörlerle de çok alakalıdır.

Menopoz cinsel hayatı nasıl etkiler?

Menopoz sonrası görülen cinsel istek kaybı ve cinsel işlev bozukluklarının fizyolojik ve psikolojik sebepleri vardır.

Fizyolojik Boyutu: Östrojen hormonunun azalmasının yarattığı vajinal kuruluk, vajen mukozasındaki incelmeye bağlı ağrılı birleşme, uyarılmada azalma şeklindedir.

Ruhsal Boyutu: Uyku düzeninde bozulma, bilişsel fonksiyonlardaki değişimler, konsantrasyon problemi, artık kendini işe yaramaz hissetme, yaşlandığını düşünme…. vs. Yani burada kişinin menopoza yüklediği anlam önemlidir. Tüm yukarıda saydığım sebepler seksüel yanıta ve istekte azalmaya katkıda bulunabilir.

Menopozda oluşabilecek psikolojik problemler nelerdir?

Menopozda östrojen eksikliğine/azalmasına bağlı olarak ateş basmaları, terlemeler, uyuşma, şişkinlikler, çarpıntı gibi birçok şikâyete yol açar. Dolayısıyla bunları yaşayan kadında duygusal zayıflama, iç sıkıntısı, karamsarlık, isteksizlik görülebilir. Yukarıda saydığım şeyler sinirlilik, öfkeye hâkim olamama duygu durumunda, neşe ile hüzün arasında gidip gelmeler, cinsel istekte azalma ve çarpıntıya neden olabilir. Ayrıca daha önceden geçirilmiş depresyon, duygu durumu bozukluğu öyküsü, sosyal desteğin zayıf olması, menopoz hakkındaki olumsuz bakış açısı, iş ve özel yaşamdaki üretkenliği azaltıyor. Bu durum yaşam kalitesini olumsuz etkileyerek, yardım alınmadığı takdirde depresyona dönüşme riskini taşıyabilir. Ama bu demek değil ki her kadın ruhsal sorun yaşayacak. Kadının kişiliği, özgüveni, meşguliyetleri, çalışıp çalışmaması önemlidir. Özgüveni olan, geçirdiği bu dönemin özelliklerini tanıyan; işi, gücü, mesleği ve meşguliyetleri olan kadınlarda ciddi ruhsal sorunlar çıkmaz.

Menopoz sonrası kişi ruhsal olarak sıkıntı yaşıyorsa jinekeolog, psikolog/psikiyatrist tarafından destek almasında fayda vardır.

Menopozun yol açtığı duygusal sıkıntılarla başa çıkmak için öneriler nelerdir?

·         Gece terlemeleri gibi fiziksel belirtileri hafifletmek kendinizi ve dolayısıyla ruhunuzu daha dinlenmiş hissetmenizi sağlayacaktır.

·         Düzenli egzersiz yapmak daha iyi hissetmenizi sağlar. Egzersiz beynin endorfin sağlamasına yol açar. Endorfin hormonu ise kişiye mutluluk verir.

·         Gevşeme ve rahatlama tekniklerini öğrenmeye çalışmak.

·         Psikolojik danışma hizmeti almak, stresle başa çıkmak, öfke kontrol yöntemlerini öğrenme, sorunlarınız hakkında konuşma ve bunlarla başa çıkma mekanizmalarını öğrenme.

·         Diyet, egzersiz, sigara gibi konuları gözden geçirme

·         Düzenli egzersiz programları duygu durumunu yükseltme ve psikomatik şikâyetlerin azalmasında yararlı olur.

Menopoz belirtilerinden ben nasıl etkilenirim?

Kadınların menopoz yaşantıları/deneyimleri, birbirlerinden çok farklıdır. Bu deneyimler sosyal ve kültürel faktörlerle de yakından alakalıdır. Bazı kadınlar da mevcut algının tersine, menopoz daha iyi hissedilen bir dönemdir.  Nedeni;  kadınların sorumluluklarının eskiye oranla azalması, çocukların yetişmiş olmasının getirdiği özgürlük, kendine daha fazla zaman ayırabilme, hedeflerine ulaşmış olmak, doğum kontrolü gereğinin ortadan kalkması, her ay tekrarlanan adet kanamalarının sona ermiş olması gibi olumlu yaşantılar olabilir.  Bazı araştırmalar gösteriyor ki post menopoz  (menopoz sonrası) dönemindeki kadınların birçoğu yaşamlarının, gençlik dönemine göre daha doyurucu olduğunu ve cinsel hayatlarının değişmediğini belirtmişlerdir.