Okul Çağındaki Çocuklarda Sosyal-Duygusal Gelişim

  • Ana Sayfa
  • /
  • Okul Çağındaki Çocuklarda Sosyal-Duygusal Gelişim

Okul Çağındaki Çocuklarda Sosyal-Duygusal Gelişim

Günlük hayatınızda sosyal becerileri nasıl sürekli olarak kullanmanız gerektiğini bir düşünün. İş toplantısında görüş bildirmek için sıranızı beklemek, özür dilemeniz gereken bir durumla karşılaşmak, arkadaşınızla sohbet etmek, başkalarının farklılıklarını kabul etmek hep bir çok sosyal beceriyi kullanmayı gerektirir. Ve sizlerin kullandığı bu beceriler, çocukken öğrendiğiniz sosyal becerilerden ibarettir. 

Çocuklar büyüdükçe, etraflarıyla iletişimlerini arttırabilmeleri için bir dizi beceri geliştirmeleri beklenir. Bunu yapabilmek için, çocukların kendi dünyalarının dışına çıkabilmeleri ve başkalarının duygularını, kültürlerini ve bakış açılarını dikkate almaya başlamaları gerekmektedir. 

5-7 yaş arası çocuklar: 

Daha fazla empati geliştirirler

Olumlu arkadaşlıklar başlatıp sürdürebilirler

Ahlak duygusu geliştirmeye başlarlar

Dürtüsel davranışları kontrol etmeye başlarlar

Duyguları tanıyıp yönetebilmeye başlarlar

Olumlu bir benlik kavramı ve benlik saygısı oluşturur (kimlik oluşumu başlamıştır)

Bağımsız olmaya başlarlar (örneğin kişisel eşyalarını korurlar, karar verirken sürekli olarak etraflarından destek 

        almaları gerekmez) 

Doğruyu ve yanlışı öğrenirler

Görüş bildirmeye başlarlar; uzlaşmayı denerler

Farklı bakış açılarını anlamaya başlarlar

“Ben kimim” sorusunun cevabı hakkında daha fazla fikre sahip olurlar (“kime benziyorum”, “kim beni seviyor?” gibi soruların 

         cevaplarını  verebilmeye başlarlar)

Ölümle ilgili soruların cevaplarını çözmeye çalışırlar

Ebeveynlerin tüm güçlü olmadığını kabul ederler


8-9 yaş arası çocuklar:

Akran gruplarına uyum sağlamaya çalışırlar (kıyaslamalar başlar)

Bir tane “en iyi arkadaş” ları olur

Cinsel yönden gelişmekte olan bir vücuda uyum sağlamaya başlarlar.

Beceriksiz hissetme ve kendine güvenme gibi zıt duygularla baş ederler 

“Benlik” hisleri gelişmeye devam eder 

Bağımsızlık ve bireysellikten hoşlanırlar.(yalnız başlarına vakit geçirmek isterler; evde ve okula uyumsuz 

        davranışlar sergilemeye başlarlar)


10-11 yaş arası çocuklar:

Çoğu sosyal durumda, uygun bir şekilde davranırlar

İletişim becerileri gelişmiştir

Kişiler arası çatışmaları çözebilirler; agresif, pasif, atılgan davranışlar arasındaki farkı anlamaya başlarlar

Eylemlerinde daha bağımsızdırlar ve sorumluluk almaya başlarlar

Sosyal dünyada nasıl uygun ve güvenli şekilde hareket edeceklerini öğrenirler

Ergenliğe eşlik eden duyguları yönetebilmeye başlarlar

Güçlü yanlarının ve sınırlılıklarının farkına varıp, olumlu bir benlik algısı oluştururlar


12 yaş ve üstü çocuklar:

Bağımsızlık kurarlar

Daha büyük beklentilerin onları beklediği bir sosyal dünyaya uyum sağlarlar

Beceriksizliklerin üstesinden gelirler

Kabul görmeyi akran gruplarında deneyimlerler

Kendilerinden emin olmaya ve bazı durumlarda “hayır” diyebilmeye başlarlar

Desteği ebeveynlerinden çok arkadaşlarında ararlar

Cinsellik ve ilişkiler ile ilgili kaygılarıyla başa çıkabilirler

Öfke ve isyan gibi kafa karıştırıcı ve beklenmedik duyguları yönetebilmeye başlarlar

Çocuğun sosyal-duygusal gelişimini değerlendirirken çeşitli değişkenlere bakmamız gerekmektedir: 

İlişki Kurma ve Sürdürme Becerisi: 

İlişkiler sosyal-duygusal gelişimin çekirdeğini oluşturmaktadır. Çocuğun ilişkileri kurma ve sürdürme kabiliyeti, aslında gelişiminin çok önemli bir unsurudur. Bu kabiliyeti en ilk olarak çocuğun arkadaş edinmesini ve edindiği arkadaşlıkları sürdürmesini gözlemleyerek görmüş oluruz. American Academy of Pediatrics’e göre, arkadaşlıklar “çocukların ilişkilerini aile ortamı dışında da genişletmelerine, dış dünyayı tecrübe etmeye başlamalarına ve sosyal destek sistemlerini geliştirmelerine” yardımcı olmaktadır. 

Duygularla Baş Etme Becerisi: 

Çocuklar büyüdükçe, duygularını ve duygularını nasıl düzenleyeceklerini de öğrenirler. Küçük çocuklarda gördüğümüz, aileden ayrılırken ağlamak, sinirlenince karşısındakine vurmak, gibi duygu dalgalanmaları, çocukların yaşı büyüdükçe azalmaya başlar. Okul çağındaki çocuklar, duyguların ne olduğunu daha iyi anlarlar ve nasıl hissettiklerini aralarında tartışmaya başlarlar.  Başkaları için sempati ve empati geliştirmek de okul çağında çocuklarda gelişen bir özelliktir. 

Stresle Baş Eme Becerisi: 

Yetişkinler olarak, stresin çeşitli durumlarda ortaya çıktığını ve eğer onunla başa çıkma yolunu bulamazsak, bizde ne kadar bunaltıcı etkilere yol açtığını biliyoruz. Bazı yetişkinler stresle baş etmek için yürüyüşe çıkar; arkadaşlarıyla vakit geçirir; egzersiz yapar veya en sevdiği hobileri için zaman ayırır. Yetişkinlerin stresle baş etmesinin diğer yolları derin nefes alma, meditasyon egzersizleri veya bir terapist ziyaretidir. Yetişkinler hangi durumların kendileri için strese yol açtığını ve bununla baş etmek için ne gibi yöntemler izlemeleri gerektiğini bilirler.  Okul çağındaki çocuklar ise daha yeni yeni hangi durumların kendileri için stresli olduğunu anlama ve bununla baş etmek için neler yapmaları gerektiğini öğrenme aşamasındadırlar. American Academy of Pediatrics’e göre, çocuklara en çok endişe veren durumlar aşağıdaki gibidir:

Hasta hissetmek

Yapacak bir şeyin olmaması

Yeterli paraya sahip olmamak

İyi not almak için bir baskı hissetmek

Akran grubunda dışlandığını hissetmek

Ebeveynleriyle yeterli vakit geçirmediğini hissetmek

Ödevini yapmamış olmak

Sporda yeterince iyi olmamak

Beğenilecek şekillerde giyinmemiş olmak

Vücut değişimleri yaşamak

Yaşıtı çocuklardan daha küçük görünmek

Ebeveynlerinin kendisi önünde kavga etmesi

Öğretmenlerle anlaşamamak

Yaşıtlarından şişman olmak

Taşınmak

Okul değiştirmek

Ailedeki kurallar hakkında ebeveynler ile tartışmak zorunda kalmak

Boşanma aşamasındaki ebeveynlere uyum sağlamak

İstemediği bir şeyi denemeye zorlanmak (örn: sigara)

Bazı okul çağı çocukları, duygularını açıkça gösterebilirken, bazıları streslerini kendilerine saklarlar. Çocukların streslerini nasıl sağlıklı ve pozitif şekilde yönetebileceklerini öğrenmeleri önemlidir. Ebeveynlerin ve okul öğretmenlerinin iletişime açık olmaları gerekmektedir. Böylece çocuk kendisine stres veren bir durumla karşılaştığında, bunu rahatlıkla ebeveynleri ve öğretmenleriyle konuşabilir. Ebeveyn ve öğretmenler stresli bir durumda çocuğun bununla nasıl sağlıklı bir şekilde başa çıkması konusunda yol gösterici olabilirler. Ayrıca okulda öğretmenlerin, evde ise ebeveynlerin çocukların aşırı stresle yüklenmiş olduğuna dair gösterdikleri işaretleri yakalamaları önem taşır. Aşırı stresle yüklenmiş bir çocukta görülen olası belirtiler şunlardır:

Baş ağrısı veya karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler geliştirir

Huzursuz ve yorgun görünür

Duyguları hakkında iletişime geçmez

Sinirli ve negatiftir. Aktivitelere karşı çok az heyecan veya zevk belirtisi olur

Bir zamanlar son derece önem verdiği etkinliğe daha az ilgilidir.

Okulda notları düşmeye başlar

Derslere katılma ve ödev yapma konusunda eskisine göre daha çok zorlanmaktadır

Yalan söyleme veya çalma gibi antisosyal davranışlar sergileyebilir 

Sorumluluklarını unutur veya yapmayı reddeder

Geçmişe kıyasla öğretmenlerine veya aile üyelerine daha çok bağımlı hale gelir

Bu belirtilerden bir kaçı çocukta gözleniyorsa, dikkat edilmesi gereken bir durum var demektir. Ve gereken önlemler ve yardım önerileri çocuğa sunulmalıdır. 

Uzm. Psk. Nazlı BÜYÜKBAYRAK