Okul Öncesi Eğitimin Önemi, Çocuklar Okulda Ne Öğrenir?

  • Ana Sayfa
  • /
  • Okul Öncesi Eğitimin Önemi, Çocuklar Okulda Ne Öğrenir?

Okul Öncesi Eğitimin Önemi, Çocuklar Okulda Ne Öğrenir?

Okul öncesi eğitim süreci, çocukların ilkokula başladıklarında kendilerine yarayacak olan temel bilgileri edinmelerinde kilit bir role sahiptir. Aslında okul öncesi eğitim için, çocukların eğitim hayatlarının ilk basamağı denebilir. Bir çok araştırma, okul öncesi eğitim sürecinin, çocukların ileriki yaşantılarındaki akademik, duygusal ve sosyal gelişimlerini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Okul öncesi eğitimin çocuklara sağladığı faydalar aşağıdaki gibidir:

 1)Okul öncesi eğitimi, çocukların ayrışabilmesi ve büyümesi için bir fırsattır:

Bir çok çocuk için, okul öncesi eğitim kurumları, öğretmenler ve çocuk grupları ile bir ortamda birlikte oldukları ilk deneyimleridir. Okul öncesi eğitim kurumları, çocuğun anneden ayrışıp kendi başına bir çok farklı aktiviteyi annesi dışında kişilerle birlikte sürdürmeye çalıştığı bir ortamdır. Dolayısıyla, okul öncesi eğitim kurumları, çocuğun bireyselleşmesinde de önemli bir etkiye sahiptir. Bu ortamda, çocuk paylaşmayı ve talimatları takip etmeyi de öğrenir.

 2) Okul öncesi eğitim kurumları, çocukta sosyal ve duygusal gelişmeyi teşvik eder:

Bir çocuğun öğrenebilmesi için, öğretmen ile güvenli bir ilişki kurmuş olması gerekir. Örneğin 3 yaşında bir çocuk ebeveynlerden uzakta vakit geçirebilir ve ailesinin dışındaki yetişkinlerde de güvenli ilişkiler kurabilir. Bu ilişkinin kurulmasının önemli olduğunu farkında olan okul öncesi eğitim kurumları, çocuklar, öğretmenler ve ebeveynler arasında sıcak ilişkiler geliştirmeye öncelik verir.

Evde ve okuldaki bakım arasında tutarlılık olduğunda çocuklar gelişirler. Okul öncesi eğitim kurumlarındaki öğretmenler, ebeveynleri, çocukları ile ilgili uzmanlar olarak değerlendirmelidir; anne ve baba çocuklarını tanıyan uzmanlardır. Öğretmenler, çocuğun faaliyetleri hakkında ebeveynlere günlük rapor verip ebeveynlerle düzenli toplantılar yaparlar.

Küçük çocuklar sosyal becerileri ve duygularını kendi başlarına kontrol etmeyi öğrenirler. 3 ve 4 yaşındaki çocuklar deneyimlerinden dersler alırlar. Öğretmenlerin çocuklara hayal kırıklıklarıyla ve öfkeyle baş etmeyi öğretecekleri “öğretilebilir anlar” için zaman ayırmaları önemlidir. Öğretmenler çocuklar çatışma yaşadığında onların sorunlarını çözmek için otomatik olarak adım atmamalıdır. Öğretmenler, ne zaman çocukların kendi sorunlarını kendileri çözmelerine izin vereceklerini, ne zaman sorunu çözmek için müdahale etmeleri gerektiğini ayarlamalıdır. Öğretmen, çocuğu utandırmadan, öfkesinin arkadaşında yarattığı yaralayıcı etkileri fark etmesini sağlamalıdır. 

 3) Okul öncesi eğitim kurumları yapılandırılmıştır:

Oldukça yapılandırılmış bir ortam, küçük çocukların arkadaş edinmeyi öğrenmelerine, başkaları ile oynamalarına, güvenli bir şekilde çevrelerini keşfetmelerine yardımcı olur. Yapılandırmış ortam, çok sayıda kuralın olduğu, yetişkinlerin sürekli olarak çocuğun faaliyetlerini yönlendirdiği bir ortam anlamına gelmez. Sınıf ortamı sosyal etkileşimi teşvik etmek ve çatışmaları en aza indirmek için düzenlenmiştir.

 4) Okul öncesi eğitim kurumlarında çocuklar seçim yapmaya başlarlar:

Kurumlarda, çocukların çeşitli etkinlik seçenekleri vardır. Çocuklar bir çok etkinlik arasında seçim yapmaya ve karar vermeye başlarlar. Oyun kurarlar ve birlikte bir oyunu sürdürdükleri zamanlar olur.  Öğretmenler, diğer çocukların oyununa nasıl katılacağı konusunda zorluk yaşayan bir çocuğa karşı tetikte olmalıdır ve bu gibi durumlarda, zorluk yaşayan çocuğa gruba katılma yolları hakkında öneriler sunmalıdırlar. Çocuk bu gibi durumlarda da öğretmenin kendisine sunduğu yollardan birini seçmeyi öğrenir.

 5) Çocuklar okul öncesi eğitim süreçlerinde, kendilerini ve başkalarını önemsemeyi öğrenirler:

Çocukların yetkinlik ve öz-değer duyguları, kendilerine bakmayı ve başkalarına yardım etmeyi öğrenmeleri sonucunda gelişir. Öğretmenler, çocukların sınıfta kendilerine yardım etmelerine imkan tanımalıdırlar. Örneğin, bir etkinlik esnasında, sıra ile tüm çocukların arkadaşlarına kağıt dağıtmasına izin verebilirler. Ayrıca çocukların, örneğin yemekten önce ve sonra ellerini yıkamak, kurumdan çıkmadan önce içeride giydikleri terliklerini yerine koyup okuldan ayrılmak gibi görevleri yerine getirmeye başlamaları da öğretmenler tarafından sağlanmalıdır.

Çocuklar, örneğin bir grup aktivitesi esnasında, öğretmene dikkatlerini vermeyi, başkalarını dinlemeyi ve başkalarının sözü bitene kadar beklemeyi öğrenirler.

 6) Okul öncesi eğitim kurumları, çocuklardaki dil ve bilişsel becerileri geliştirir:

3 ile 5 yaşları arasında çocukların sözcük dağarcıkları 900 ila 2500 kelimeden oluşmakta, cümleleri ise daha uzun ve komplike hale gelmektedir. Öğretmenler, konuşmalar esnasında, düşünmeye yönlendiren sorular sorarak, bilim, sanat ve diğer etkinlikler sırasında yeni kelimeler sunarak , çocukların dil becerilerini genişletmelerine yardımcı olurlar. Çocuklar, bu kurumlarda, şarkı söylemek, sevdikleri hikayeler hakkında sesli şekilde konuşmak gibi bir çok olanağa sahiptiler.

Çocukların bilişsel becerileri, gözlem yapmak, soru sormak, fikirlerini test etmek, problemi çözmek için uğraşmak gibi durumlar esnasında gelişir. Bununla birlikte öğretmenler, okul öncesi çocuklarının, yetişkinler gibi mantıklı olamayacaklarını bilmelidir. Örneğin, okul öncesi  kuruma devam eden bir çocuk, insanlar neden yaşlanır sorusuna açıklama yaparken, mantıklı neden-sonuç cümleleri kurmayıp “ insanlar doğum günleri oldukları için yaşlanır” şeklinde bir cevap verebilir. Ayrıca sorulara açıklama yaparken kendi hislerine veya “sihirli düşüncelerine” dayanarak cevap verebilirler. Örneğin kendilerine “neden tahta suyun üstüne yüzer ama taş suyun dibine batar “ gibi bir soru sorulduğunda, “taş suyun dibinde olmayı sever çünkü suyun dibi soğuktur” gibi bir yanıt verebilirler.

 7) Okul öncesi öğretmenleri, çocuğun merakını beslerler:

Okul öncesi öğretmenleri, aktiviteler esnasında, gözlem yaparlar, soru sorarlar ve çocukların fikirlerini dinlerler. Aktiviteler sırasında “ doğru cevabı almak” gibi bir amaçları olmamalıdır. Öğretmenler etkinlik yaratırken, çocukların merakını ve öğrenme motivasyonlarını beslemek için, onların fikirlerinden yararlanarak etkinlik oluşturmalıdır.

Okul öncesi dönemde olan çocuklar aktif hayal gücüne sahiptirler. Öğretmenler gerçeklikle fantezi arasındaki çizginin küçük bir çocuk için genellikle net olmadığını bilirler. Örneğin bu çizgi net olmadığı için, bu yaş dönemindeki çocuklarda, yatağın altındaki canavardan korkma gibi durumlar yaşanır. Ama hayal gücü aslında çocukların öğrenmelerine de büyük katkı sağlar. Mesela bir grup çocuk, okulda, “evcil hayvan satan dükkandaki çalışanlar” gibi bir oyun hayal edip kursalar, her çocuğa bir rol verilse, bu gibi bir hayali oyunda bile bir çok  bilişsel beceri gelişmektedir. Örneğin, mağazadaki ürünler (hayvan oyuncakları, hayvan bakım ürünleri..vs.) önce kategorilerine ayrılmaktadır. Sonrasında mağaza görevlisi rolündeki çocuklar, müşteri rolündeki çocukları hayvanlarına doğru şampuanı seçmeleri için yönlendirmektedir. Devamında mağaza görevlileri, şampuanı satmak için müşterilerden para istemektedir.

 8)Okul öncesi eğitim veren kurumlar, çocukların motor becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur:

Kaliteli bir program sunan okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların fiziksel koordinasyonu gelişir ve bu da çocuğun çevresini keşfetmesini sağlar. Bu gibi kurumlarda, çocuklar tırmanabilir, koşabilir, aktif oyunlar oynayabilirler. Çocuklar için boncuğu ipliğe dizme, makasla kesme gibi ince motor becerileri geliştirmeye yönelik de faaliyetler oluşturulmaktadır. Ayrıca denge kurma ve el-göz koordinasyonunu geliştirmeye yönelik de etkinlikler yapılandırılmaktadır.

Aileler, çocuklarına uygun bir okul öncesi eğitim kurumu seçmeye dikkat etmelidir. Kurumu seçtikten sonra ise, çocuklarının iyi bakım gördüklerinden, aktivitelerden zevk aldıklarından, ve arkadaş edinebildiklerinden emin olmalıdırlar. 


Uzm. Psk. Nazlı BÜYÜKBAYRAK